Muhteşem bir albüm. Haftalardır başka birşey dinleyemez oldum.

2012-01-13 10:26:00
Muhteşem bir albüm. Haftalardır başka birşey dinleyemez oldum. |  görsel 1

Kaynak : silviainlove.blogcu.com Devamı

Rüya

2012-01-13 10:20:00

- Hiç Aşık Olmamış adam dansa niye gelmedi bilen var mı? - A garip gerçekten. Kimseye birşey dememiş mi? - Yoo... Hiç Aşık olmamış adamın sürekli gittiği bir spor salonu var. Arabayla oraya gidiyorum, onu aramaya... Arabalar abuk subuk parketmiş ama ben yine de parketmeyi başarıyorum. Arabadan inip salona doğru yürürken hatırlıyorum: "Ben Perşembe derse gelemeyeceğim" dediğini. Hava karanlık ama sıcak bir lodos esiyor. Havanın mis kokusunu içime çekerek yürüyorum. Büyücek bir masa etrafında sandalyelerde oturuyoruz. Herkes var. Yanımda Hiç Aşık Olmamış Adam oturuyor. Arkadaşlarımızın tatlı kızı Cimcime gelip Hiç Aşık Olmamış Adamın kucağına yatıyor. Ben bir süre onları seyrediyorum, sonra gökyüzüne bakıyorum. Gökyüzü hareket etmeye başlıyor çünkü biz üçümüz bir faytondayız. Fayton yavaş yavaş ilerlerken ben gökyüzüne, ağaçlara, eski ama harika binalara bakıyorum. Yine sıcak hafif bir esinti var. Hava mis gibi kokuyor. Birden solumda (fayton nedense ters gidiyor) kiremit rengi, eski ama ferforje balkonlu ve balkonunda pembe,fuşya renkli çiçekleri olan bir bina görüyorum. Altında da faytonlar sıralanmış. Fotoğrafını çekmek istiyorum ama ben makineyi çantasından çıkartana kadar fayton ilerliyor ve bina görünmez oluyor. Şimdi bir şehir meydanına bir tepeden bakıyoruz. Burası kesinlikle İtalya olmalı. Yuvarlak kubbeli bir kilise var meydanda. Trafik de var ama şehir öyle güzel ki... Bu şehir Roma desem değil, Siena desem değil, Floransa desem değil. Hepsinden bir parça sanki. Sonra yanımdakiler Hiç Aşık Olmamış Adam ile çocukluk arkadaşım Ö. oluyor. Fayton duruyor. Ö. diyor ki ben senin için gider o binanın faytonlar ile resmini çekerim. Faytondan iniyoruz, ... Devamı

Hadi uyan artık

2012-01-10 09:42:00

Şu anda sıcacık yatağımda sana sarılıp uyuyor olmak isterdim. Vücudunun ağırlığı üzerimde, kokun ellerimde olmalıydı şimdi. Sen bende, ben sende... Şimdiden özledim seni. Kim bilir kaç ay hiç dokunamayacağım sana, hiç değmeyecek tenım tenine... Ondan istedim dün akşam gelmeni... Kim bilir ne kadar zaman sana hasret, tenine hasret olacak bu beden... Ah sevgilim, öyle çok özledim ki seni. Belki benim olsaydın, bunca özlemez, bunca istemezdim seni. Bir başkasına aitsin ya işte bunu hatırladığım anlar acı vermeye başladı. Ne zormuş diğer kadın olmak, hep ikinci planda kalmak... Ama öyle değerli ki birlikte olduğumuz anlar. İşte onun için katlanıyorum herşeye... Birlikte olduğumuz anlar bir tek biz varız sanki dünyada, geri kalan herkes uykuda... Özledim seni sevgilim, hadi uyan artık... Devamı

Dar alanda kısa paslaşmalar

2012-01-09 16:28:00

Allah beni bildiği gibi yapsın ne diyim... Dün akşamki mal tavırlarından sonra adamdan yeterince soğumuştum, şu Hiç Aşık Olmamış Adam'dan... Zaten babam da sevmediğinden tamam demiştim bitti bu iş. Sonra nedense adamın bir derdi olduğu onun için dün akşam normal davranmadığı fikrine kapıldım. Ve her zaman olduğu gibi kendime hakim olamayıp adama mesaj attım "İyi Misin?" Şimdi bir derdin mi var desem sanki neydi o akşamki halin der gibi anlaşılacak. O yüzden sadece "iyi misin" yazdım, herşeye rağmen paylaşmak isteyeceğini umarak. Gelen cevap " İyiyim, teşekkür ederim. Sen? :-)" Neyse, hiç yoktan iyidir. Sen sen gibi değildin diyemeyeceğim için ben de cevap yazdım "İyiyim ben de :) akşam iyi içmiştin, hala da içiyordun, merak ettim seni. İyiysen problem yok :) ". Hala paylaşmasını umarak bekledim sonra... Cevap geldi: "Çok incesin, sağol. Problem yok. Keyifler yerinde. Kolay gelsin. Görüşürüz." Soğuk, duygusuz, ezberlenmiş, standart bir cevap işte... Babam kasıntı derken haklıydı. Ben vazgeçtiğimde de haklıydım. Kimseye değerinden fazla değer vermeyeceksin. Yoksa sen üzülürsün. Hey, duydun di mi beni? Aferin... Devamı

Gizemli adamla ilgili babamın düşünceleri

2012-01-09 11:53:00

Bu yazıları kendime saklıyorum. Olur da tanıdık biri okur sonra rezil olmayalım diye... Yakın arkadaşımın sevgilisi var ya şu hep doğru zamanda doğru şeyler söyleyip sözcükleri ile ruhuma akmayı başaran adam... Hayatımın içine etmek üzere kendisi... Aşık olmamak için resmen çaba göstermek zorunda kalıyorum. Geçen Pazartesi gecesi, yakın arkadaşıma evlenme teklif ettikten sonra beni aradı ve evdeysen sana geliyorum dedi. Ben zaten herkes hayatını kurdu, evlendi, bir de çocuk çoluk sahibi oluyor diye bunalımdayken bana bu reva mıydı ama yaptı işte. Bana şarap içirtip "Seni hiç iyi görmüyorum, neyin var senin? " dedi. Önce ağzımda geveledim. Sonra anlatmak zorunda kaldım. Herkesin iyi, kötü hayatı paylaşacak birisi vardı. Çocuğu olanların yeni güne uyanmak için bir amacı... Ben ise yalnızdım ve hayatta hep yalnız olmaktan korkuyordum. Beni bir daha kimse yeterince sevmeyecekti, benim çok istememe rağmen çocuğum olmayacaktı. Ümitsiz ve umutsuzdum. Birden "Peki ne zaman yeni bir güne uyanacaksın? Yarın ne için uyanacaksın?" dedi ve ben orada işte yıkıldım. Gerçekten düşündüğüm ve cevabı olmayan o soru ile yüzleşmek beni yıktı. Bana sarıldı ve ağlamam için rahat bıraktı. Kollarını ise bir an oldun açmadı, beni sıkıca sardı. Hem düşmeme izin verdi hem de düşmeyeyim diye beni tuttu. İşte o an aşık olabilirdim. Olmadım çünkü arkadaşım vardı. İmkansızdı. Olamazdı. Gene yalnız kalırdım. Onunla geçirdiğim o gece öyle çok şey düşünüyordum ki kendim olamamıştım, kendimi verememiştim. Bu defa, zaten bir kere olan oldu bari içimde kalmasın diye mi düşündüm ne oldu bilmiyorum ama seviştim. Kendim gibi, aşık bir kadın gibi seviştim. Doydum, artık onu istemiyorum dersem ... Devamı

Bir aşkın hazin sonu...

2012-01-09 09:48:00

Dün babam süpriz yaptı. Akşam bizimkilerle hep birlikte yemeğe gidilecekti. Babamı da götürdüm. İnsan her ne kadar yetişkin de olsa, artık kendi ayakları üzerinde duruyor da olsa, aşık olduğu adamı babasının da onaylamasını sevmesini istiyor. Dün akşam bu duygular içerisinde hiç aşık olmamış adamı babamla tanıştırdım. Bir ara tamamen matrak bir muhabbet dönüyordu. Hepimiz neşeliydik. Hiç aşık olmamış adam öyle aptal birkaç hikaye anlattı ki inanamadım. Gülünecek hiçbir şey yoktu. Hele anlattığı hikayelerden biri öyle travmatik, öyle hüzünlüydü ki... Önce bir utanma hissettim. Sanki adam benim sevgilim de babama karşı mahçup olmuştum böyle mal bir adamla olduğum için... Sonra utanma hissi geçti, kendime kızdım. Nasıl olmuştu da bugüne kadar bu adamın bu kadar mal olduğunu göremeyip böylesine aşık olmuştum. Bir de hiç yapmaması gereken birşeyi yapıp, şimdiye kadar bir kere bile kafası iyi olmayan adam dün akşam resmen pilottu. Babam o kadar hoşlanmadı ki adamdan, çıkarken adamın söylediği lafları ağzına tıktı gitti. Hiç aşık olmamış adam beni uğurlayıp öperken "Ne yapacağız şimdi, nasıl olacak" dedi. Ben de " Ne nasıl olacak" dedim. İyi geceler diledik birbirimize... Babam arabada "ne kasıntı, ne problemli bir adam bu. Hiç samimi, hiç içten değil" dedi.  Ve işte bir aşk böyle bitti.  Devamı

Bu sabahki uyanma nedenim

2012-01-04 16:57:00

Bugünün dünden farkı ne? Yeni bir güne uyanmanın amacı ne? İşte takılıp kaldığım sorular bunlar... Bugünün dünden hiçbir farkı yok ve ben yeni bir güne hep amaçsız uyanıyorum. İnsanın amacının "mutlu olmak" olduğunu düşünüyorum. İnsanlar ne ile mutlu olabileceklerse onu bekliyorlar hayattan. Sağlık, para, aşk, şöhret... Ben aşk istiyorum. Ama birkaç gün önce gizemli adamın dediği doğruydu. Hayatıma bir adam girdiğinde tüm mutsuzluğumu alıp götürecek, tüm hayatımı değiştirecek mi yani? Hayır. Öyleyse hayatımda bir adam olmadan da aşık olup, sevip-sevilip mutlu olabilirim öyle değil mi? Öyle olması lazım ama olmuyor işte. Lanet olsun, olmuyor. Kendi sorularıma cevabım yok. Çıkışı görmüyorum belki ama en azından bir gün çıkışı bulacağıma dair inancım var. Sanırım hiç yoktan iyidir. Devamı

Bir kadının sahiplenilme ihtiyacı

2012-01-03 12:07:00

Hayatımda hiçbir adam sahiplenmedi beni. "Sahiplenme" kötü bir kelime aslında. Köleleşmeyi çağrıştırıyor. Ama değil işte... İtiraf etmesi bile zor benim için... Bu kadar bireysel ve kendi ayakları üzerinde duran kadın modunda yetiştirilen bir kadının bir erkek tarafından sahiplenilme isteği çok garip değil mi? Garip ama bir o kadar da gerçek bir duygu işte... Ufacık şeyler bana bu duyguyu hissettiren. Arabamla ilgilenilmesi, boşalan kadehimin farkedilip doldurulması, tuvalete kadar eşlik edilmesi... Daha önce hiç yaşamadığım bir duygu bu. Bir memleketi bile olmayan benim aidiyet duygusunu tatma isteğim herhalde. Bilmiyorum ki... Anlamıyorum. Bir adam birgün böylesine sahiplenir mi acaba beni? Yada ben bir gün bu tuhaf ihtiyaçtan vazgeçer miyim? Devamı

Garip sabaha günaydın

2012-01-03 10:53:00

2 saat önce kalktım geldim yanından sevgilim. Seni huzurlu, sıcacık uyurken bırakıp işe geldim. Dün hayatını bir kadına adayacağına söz veren sen, en dibe vurup sayende geri çıkan ben... Garip bir ikiliyiz kabul etmek lazım. Hala yeni güne uyanmak için sebebim yok ama belki bugün farklı olur umuduyla uyanma isteğim var. Umut: Pandoranın kutusunda kalan son duygu insanlığa.... Yazmak istediğim çok şey var ama bazı şeylerin konuşulmaması, yazılmamazı gerekiyor sanırım. O yüzden susacağım. Herşey büyüsünü kaybetmesin diye susacağım. Seni istememem lazım geldiği için istemiyormuş gibi yapacağım. Aşık olmamam gerektiği için aşık olmayacağım. Ama nasıl sen en kötü zamanımda, ben bile kötü olduğumu farketmiyorken yanımdasın, ben de hep yanında olacağım. Her zaman... Seni seviyorum (galiba bunu dün akşam da söyledim)   Devamı

Günün şarkısı: Mad About A Boy

2012-01-02 11:54:00

Mad about the boy I know it's stupid to be mad about the boy I'm so ashamed of it but must admit the sleepless nights I've had About the boy On the silverscreen He melts my foolish heart in every single scene Although I'm quite aware that here and there are traces of the cad About the boy Lord knows I'm not a fool girl I really shouldn't care Lord knows I'm not a school girl In the fury of her first affair Will it ever cloy This odd diversity of misery and joy I'm feeling quite insane and young again  And all because I'm mad about the boy So if I could employ  A little magic that will finally destroy This dream that pains me and enchains me  But I can't because I'm mad... I'm mad about the boy ... Devamı

Son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda...

2012-01-02 11:52:00

Tek bir bakış... Hiç aşık olmamış adamın tek bir bakışı beni öyle bir karıştırdı ki... Hiç hayatımda bu kadar elim ayağıma karışmamıştı. Kendimi hiç bu kadar çaresiz ve küçük bir kız çocuğu gibi hissettirmemişti başka birşey... Biliyorum adamı gözümde çok büyütüyorum ama bunu artık kontrol edemiyorum. Herhalde elde edemediğim için bu kadar içimde kaldı bilmiyorum. O bakış öyle bir kazındı ki kafama, başka birşey düşünemiyorum. Aklımdan bir dakika dahi çıkaramıyorum. Ah ben böyle mi olacaktım diyen şairden daha kötü durumdayım. Perişanım... Devamı

Bir Yılın Son Günleri / Murathan Mungan

2011-12-30 10:20:00

I. Bir yıl daha bitiyor İşte bu kadar duru,bu kadar yalın Bu kadar el değmemiş Sıradan bir gerçeği daha kolları bağlı hayatımızın Bu şiire nasıl dahil edilebilir bir yılın son günleri Her sonda,her başlangıçta ve her defasında Alır gibi başkasını karşımıza Perdeler çekip,ışıklar söndürüp oturup yatağın içinde bir başımıza Sorgulamak kendimizi Öğrenmek ikimizin anadilini,ikinci belleğimizi Öğrenmek kendimizle hesaplaşmanın buzul ilişkilerini Bu aynanın dehlizlerinde gezinirken görürüz Karanlık günlerimizin kenar süslerini Biterken yılın son günleri Biliyoruz takvimler belirlemez değişimin mevsimlerini Gençlik ikindilerini Kargınmış bir çocuktuk büyüdüğümüzden beri. II. Bir yıl daha bitiyor Düşlerim ,tasalarım,yarım kalmış onca şey Her yıl biraz daha kısalıyor bir öncekinden Bana mı öyle geliyor Yoksa daha mı hızlı ilerliyor zaman İnsan yaşlanırken? III. Kırdım mı incittim mi birilerini? Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler. Kendimi yeniledim mi yazdıklarımda? Yeniden düşünmeliyim Dostluklarımı, ilişkilerimi Dağınık yatağım,mutsuz yatağım Çoğalttım mı eksiklerimi? Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı Yitirdim mi yoksa masumiyetimi? Borçlarımı ödedim mi? Doğru seçtim mi soruların fiillerini? Tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış, saçlarım taranmış, giysilerim ütülü, odam düzenli mi? Ödünç aldığım kitapları geri verdim mi? Geri verdim mi aldıklarımı: Aşkları, dostlukları, sevgileri, güvenleri, bağları Kitaplara, sayfalara, satırlara borcumu ödedim mi? Yokladım mı duygularımı Hala sevebiliyor muyum insanları? Ovmalı gümüşleri, bakırlarımı; cila geçmeli ahşaplarıma Ovmalı umutla... Devamı

Yalnız gezerin düşleri

2011-12-28 16:54:00

Bir insanı hem sevip hem nefret ettiniz mi? Benim hayatımda böyle bir arkadaşım var işte... Adamı hem seviyorum hem de bazen nefret ediyorum. Bu güçlü iki duygu da içimde öyle çatışmalara neden oluyor ki... 4 yıllık evliliğe giden ilişkisini yeni bitiren bu arkadaşım ve benim "hiç aşık olmamış adam" ile birlikte geçen gün bir yemekte sohpete başladık. Tabi konu biten ilişkiydi. Probemin nerede olduğu tespitlerimiz bitince daha derin konulara girdik, hem de masada içki olmamasına rağmen. Şu hem sevilen hem nefret edilen arkadaşım "İnsanoğlu çok yalnız ve bencil. Yalnız doğduk, yalnız öleceğiz. Tüm arkadaşlıklar yüzeysel. Tüm ilişkiler çıkarlar üzerine kurulu." kötümser çıkarımları ile içimizi kararttı. Söyledikleri hala kafamı kurcalıyor. Bir insanın başka kimseye güvenememesi ve yalnızlığı tercih etmesi ne kadar üzücü birşey. İşin kötü tarafı kimseye güvenemeyen, tüm arkadaşlıklarının yüzeysel ve çıkarcı olduğunu düşünen bu adam yalnızlığının sorumlusu olarak diğer insanları görüyor. Bundan daha çarpık ve zavallı bir düşünce olabilir mi bilmiyorum. "Ben doğruyum, herkes yanlış" düşüncesi nasıl megaloman, narsist, bencil bir düşünce yapısıdır?! Tüm bu sorgulamaları kendini değiştirmek için değil, başkalarından şikayet etmek, mutsuzluğuna kılıf uydurmak için yapıyor. Mutlu olması için herkesin değişmesi gerekiyor. Kendisi aynı kalacak, dünya değişecek, mutlu olunacak. Sonra" insan ne kadar bencil değil mi" lafları. İnsan yaratılış itibariyle bencil de bu kadar değil! ... Devamı

Gizemli adamla yazışmalar

2011-12-08 17:38:00

Bunlar unutulmasın diye kendime yazıyorum. O hiç yaşanmaması gereken ama yaşanan gece vardı ya, hani hiç suçluluk hissetmediğim, bir de sonrasında aslında sevişecek bir adam değil, güveneceğim, tamamen teslim olacağım tanıdık kokusu olan bir adamla olmak istediğimi farkettiğim, hep doğru zamanda doğru kelimeler kullanarak gönlüme akmayı başaran ama yakın arkadaşımın sevgilisi olduğundan yanlış adam olan adamla yaşadığım, unutamadığım gece... İşte o günden sonra ilk defa dün yazıştık. Bunlar bana yazdıkları: O : - Hayat enteresan kız Silvia. Ne yaşandıysa yaşandı, ne olup bittiyse bitti. En başında bu demek değil ki bu yaşanmadı veya bir daha yaşanmayacak. Bunlar hayatın içinde... Önemli olan şu: içimizde kalmasın... Yaşandı veya daha yaşanacak... Ne önemi var ki? Kimseye kötülük etmiyoruz. Kimsenin hakkını yemiyoruz. Hayat bu ne diyebiliriz... Ben: - İşte ben de bundan bahsediyorum zaten. Yani olduğum kişi yüzünden kendime kızmayı bırakıp kendimi kabullenmem ve kendimi affetmem lazım. Olanlar için suçluluk hissetmiyorum. Suçluluk hissetmediğim için kendimden utanıyorum. Sorun bu... O: - Suçluluk dediğin herşey bizim öğrendiğimiz yada öğretilen şeyler... Hiçbir önemi yok. Bundan yüzyıl önce olsaydı belki de farklı şeylere kafayı takacaktık. Yüzyıl sonra ne olur kim bilir?... Kimsenin canını yakmadı isen ve kimse bundan acı çekmiyorsa, yaşanılan anın tadını çıkar. Anı ıskalama. Telefondaki tüm mesajları sildim, olur da arkadaşım telefonumu karıştırırken yanlışlıkla görürse diye. İçimdekileri nasıl sileceğim? Sevişirken "Saçmalıyoruz" dediğimde bana "Hayatımda hiç bu kadar güzel saçmalamamıştım" demesini unutamıyorum. Sarıldığımda "Nefes alabiliyor musun? Memelerimin arasında boğulma sonra" d... Devamı