2014-09-05 22:31:00

Sanırım aşık olmaya ihtiyacım var. Sanki bu mutsuzluktan kurtulmanın tek yolu aşık olmakmış gibi geliyor. Ama öyle değil tabi. Yine umutsuz bir aşka tutulmanın neresi mutluluk verici? Şu geçen gün birlikte olduğum arkadaşım, (kendisine Kartal diyelim) sanki ben 20'li yaşlarda çocukmuşum gibi, aramızda daha fazla birşey olmadığını, sadece arkadaş olduğumuzu belirtmek istercesine konuşurken araya laf karıştırıyor. Çok komik. Dün bir arkadaş sevgilisine yaptığı jestten bahsediyor. Benim Kartal, önce "Dur oğlum, anlatma, çıtayı yükseltme" diyor sonra "Yok lan yok yükselt, nasılsa sevgilim yok, ne olacak" diyor. Komik değil de ne?! FB'ta gönderilerimi okuyor ama beğen'e tıklamıyor mesela, sonra lafı ağzından kaçırıyor, böylece anlıyorum gönderilerimi okuduğunu... Böyle yapıyor ki ben aramızda daha fazla birşey olduğunu sanmayayım... Te Allahım... Neyse, ben de gereksiz şekilde fazla kafayı takmıştım kaç gündür. Sürekli düşünmekten yorulmuştum. Kendime geldim çok şükür... Aşk da gelemeden gitti... Gerçi ben her sonbahar aşık olurum ama hadi hayırlısı... Devamı

Mantık ayrı şey söylüyor, can başka şey istiyor

2014-09-03 20:25:00

Kafam da duygularım da karman çorman. Ne düşünmem, ne hissetmem gerektiğini bilmez haldeyim. Geçen akşam arkadaşım dediğim bir adamla birlikte oldum. Uzun süredir kimseyle birlikte olmadığımdan mı yoksa gerçekten adamdan hoşlandığımdan mı birlikte olduğumu bilmiyorum. Kuzen'in fikri, adamdan hoşlandığım için birlikte olduğum... Fiziksel olarak hoş bir adam olduğu doğru ama mantığım bunun çok yanlış olduğunu söylüyor. Artık 37 yaşındayım, yani nihayete varmayacak ilişkiler ile vakit kaybedecek yaşı çoktan geçtim. Bunun da bir yere varacağı yok. Onun için arada sırada takılan arkadaşlar olmalıyız. Ama... O halde neden 2 gündür telefonun çalmasını bekliyorum? Neden kadınlar yattıkları adamlar ile duygusal bir bağ kuruyorlar ve daha fazlasını istiyorlar? Kendime gıcık oluyorum. Şimdi sürekli sosyal medyada nerede, ne yapıyor diye takip ediyorum. Sanırım kafayı sıyırdım. Dün akşam yatakta döndüm durdum. Sürekli o geceyi düşündüm, keşke yanımda yatıyor olsa diye hayıflandım. 2 gün öncesine kadar sadece arkadaşım olan bir adam şimdi dünyamda farklı bir yer teşkil etmeye başladı. Offff... Yeminlen sinir oluyorum kendime...  Devamı

Ölesim yok ama yaşamayasım var

2014-08-29 20:40:00

37 yaşındayım ve bekarım. İnsanların varlık sebebinin sevmek ve sevilmek olduğunu düşünüyorum. Yoksa yaşam çok anlamsız geliyor. Karşılıksız sevgiye en iyi örneğin de çocuk sevgisi olduğunu düşünüyorum. En yakın arkadaşımın oğlunu kendi çocuğum kadar çok seviyorum. Gerçi insanın kendi çocuğunu nasıl sevebileceğini de bilmiyorum, çocuğum olmadığı için... Geçenlerde doktora gittim ve çocuk doğurmak için "38 yaş"ın kişi biyolojisi için önemli olduğunu söyledi. Yani 38 yaşından sonraki her gebelik kritikmiş. 45 yaşına kadar anne olan hastaları da varmış ama 38 yaş sonrası gebelikler hep kritikmiş. Önümde sadece 1 yıl var yani çocuk sahibi olmam pek olası görünmüyor. Bazen bu hayatta yapayalnız öleceğim gibi geliyor. İnsanlar kocaman aile sahibi olacaklar, çocuklar, torunlar, ben böyle bir başıma, aksi, çirkin, huysuz bir ihtiyar kadın olacağım. Eskiden arkadaşlarım hamile olduklarını söyleyince onlar adına çok sevinirdim. Hala onlar adına seviniyorum ama kendime üzülüyorum. İçim acıyor. Ben bu duyguyu asla yaşayamayacakmışım gibi hissediyorum. Üzülüyorum, korkuyorum... Kendimi sevilmeyi haketmeyen bir insan olarak görüyorum. Bir çocuk sevgisine asla layık olmayacağım sanki...Boşa yaşıyorum. Dün ekşi sözlükte bir laf gördüm: Ölesim yok ama yaşamayasım var. İşte aynen böyle... Devamı

Bir itiraf gördüm ve ikizimi buldum!

2014-08-29 02:41:00

Bugün yine ekşi sözlük'ün "ekşi itiraf" başlığı altında gezinip, yeni itirafları okurken birden okuduklarım ile şok oldum. Aynı benim hissettiklerimi hisseden, düşündüklerimi düşünen biri daha var bu dünyada...Biz dedim ikiz olmalıyız, zira bu yazıyı ben yazmadığıma göre...işte o yazı: hep beklemekle geçti hayatım, hep günleri ,ayları, yılları sayan ; birinin gelmesini bekleyen, daha doğrusu geleceğini uman, içten isteyen, durmadan bir şeyleri erteleyip bekleyen , geceleri beklediklerime özlem duyan oldum.tabi beklediklerim hiçbir zaman gelmediler, ne platonik olarak aşık olduğum ve olumsuz cevap aldigim kişi bir umut yine de olabilir diye 5 yılın her günü bazen dakikasi , saniyesi , salisesi onu beklediğimi bildi ne de beni aşağılayan ,eski sevgililerini unutamayan ve beni her açıdan eleştiren , hayal kırıklığına uğratan, büyük hatalar yaptığını bilmesine rağmen bunu düzeltmek için bir kere bile aramayan sözde ilk sevgili onu beklediğimi bilmedi , bilemeyecek.....sevgi neden yetmez hiçbir şeye, hep en çok seven , en çok fedakarlık yapan, en çok bekleyen,en çok sabreden oldum.ama mutsuzluktan, haksızlığa uğramaktan, değersizlikten ölüyorum şu an,tüm isteklerim hep ertelendi bir kere şımarıklik yapamadım bir kere nazımı kimse cekmedi hep boyun eğdim başkalarının isteklerine , itiraz edecek oldum derhal beni kendilerinden uzaklaştırdılar , ortamda konuşurken dinlenmeyen, kaale alınmayan , arkadaşlarının kardeşlerinin sevgilisinin doğum günleri özel günlerini hatırlayıp kutlamasına rağmen hiç bir zaman doğum günü kutlanmayan oldumbir kere bile bana çiçek alınmadı yada basit bir hediyeher zaman güçlü kendi ayakları üzerinde duran kişi olarak görüldüm , kimsenin başaramadıgi mesleklerde ve so... Devamı

Yağmurlu bir gece

2014-08-19 01:01:00

Bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyordu. Televizyon yayını gidince yatmaya karar verdim. Biraz kitap okuduktan sonra ışığı kapadım ve yağmurun sesiyle karanlıkta uykuya daldım. Gece yarısı bir ses beni uyandırdı. Sanki yeniden o geceye dönmüştüm. Tam 13 yıl öncesine... Sıcacık göğsünde yatıyordum. Sağ kulağımda kalbinin sesi, sol kulağımda ise bardaktan boşanırcasına yağan yağmurun sesi... Usul usul konuşuyordu bir yandan. Anadilim olmayan bu dil o kadar müzikliydi ki sanki yağmura eşlik ediyordu. Mutluydum ve huzur doluydum. Fiziken çok az tanıdığım bu adama aşıktım. Hissettiğim bu huzur ve sevgi gözlerimi yaşartıyordu. Odanın içinde rüzgarların estiğini farkedip, ürperdim. Camları kapatmak için ışığı açtığımda artık yatakta yoktu. Aşık olmanın ve aşık olunmanın nasıl birşey olduğunu hatırlamaya çalıştım. Geçen yılları hatırlamak canımı acıtıyordu. "unut" dedim usulca camları kapatırken. "Unut"... "Umut"tan bir eksik oluşuna hayıflanarak... Devamı

Nilüfer Çiçekleri

2014-06-27 02:16:00

"..bostan dolabının yanındaki, suları bana kahverengi gözüken, o küçük ve eskimiş havuzdaki solgun ve kederli nilüferlere gidip bakardım çocukken, babam, onların kökleri olmadığını anlatmıştı bana. neden bu çiçekleri hep bir şeylere benzetmek için kullandıklarını ancak büyüyünce anladım. yalnızca bu çiçekler, hep bir yerlere gidecekmiş gibi azade ve özgür oluyorlar ama küçük bir havuzun içinde bir yere gitmeden yaşıyorlardı. hayat da böyle bir şeydi benim için; hep bir yerlere gidecek gibi duran, yalnız ve bir yere gitmeyen bir çiçek. bütün bir hayatın özeti buydu. bende bir yere bağlanmadım ve bir yere gitmedim; öyle solgun nilüfer gibi bir havuzun içinde yalnız başına durdum, köklerimi salamadım, ne, olduğum yere sağlamca yerleştim, ne, başka diyarlara kaçabildim. bana bakanlar, beni seyredenler, beni sevenler oldu ama kimse yakasına takmadı beni, kimse odasına koymadı, kimse beni sulayıp büyütmek için uğraşmadı. onlara ihtiyacım olmadığını, havuzumda tek başıma yüzebileceğimi düşündüler. ben de bu yüzden; kederi, yalnızlığı, kirlenmeyi öğrendim ve hayata benzedim. ne garip başka bir şey de olmak istemedim, beni beğenmeleri yetti bana.." Tehlikeli Masallar - Ahmet Altan... Devamı

Dost kazığı...

2014-04-25 03:17:00

en güzel günlerimin  üç mel'un adamı var:  ben sokakta rastlasam bile tanımayım diye  en güzel günlerimin bu üç mel'un adamını  yer yer tırnaklarımla kazıdım  hatıralarımın camını...  en güzel günlerimin  üç mel'un adamı var:  biri sensin,  biri o,  biri ötekisi...  düşmanımdır ikisi...  sana gelince...  yazıyorsun...  okuyorum...  kanlı bıçaklı düşmanım bile olsa,  insanın  bu rütbe alçalabilmesinden korkuyorum..  ne yazık!  ne kadar  beraber geçmiş günlerimiz var;  senin  ve benim  en güzel günlerimiz...  kalbimin kanıyla götüreceğim  ebediyete  ben o günleri...  sana gelince, sen o günleri -  kendi oğluyla yatan,  kızlarının körpe etini satan  bir ana gibi satıyorsun!.  satıyorsun:  günde on kaat,  bir çift rugan pabuç,  sıcak bir döşek  ve üç yüz papellik rahat  için...  en güzel günlerimin  üç mel'un adamı var:  biri sensin,  biri o,  biri ötekisi...  kanlı bıçaklı düşmanımdır ikisi...  sana gelince...  ne ben sezarım,  ne de sen brütüssün...  ne ben sana kızarım  ne de zatın zahmet edip bana küssün...  artık seninle biz,  düşman bile değiliz..... Devamı

Smile :)

2014-04-08 01:06:00

Sabahtan beri Nat King Cole versiyonu ile "Smile" şarkısını söylüyorum içimden... Nedensiz... Belki de günlerdir hiç gülmediğim, gülümsemediğim için. İşin garibi bu şarkı beni gülümsetmek yerine ağlamanın eşiğine getiriyor. Ne kadar boş bir hayat yaşıyorum. Hiçbir amacı, hiçbir anlamı yok. Sadece nefes alıyorum işte. Daha önce keyif aldığım şeyleri artık yapamıyor olmak canımı sıkıyor. Dans etmek gibi... İnsanların dans ederkenki fotoğraflarını görünce kıskanıyorum. Ben mutsuzken herkes aksine mutluymuş gibi geliyor. Neden mutsuz olduğumu da bilmiyorum. Ben mutsuzken herkesin mutlu olmasına da gıcık oluyorum. Bunları hissettikçe iyice içime kapanıyorum. Hiçbir yere çıkmıyorum. Kimseyi görmüyorum. Kendi duvarlarım içinde bir başıma nefes alıyorum ("yaşıyorum" yazıp sildim. Zira yaşamak bu değil, biliyorum). Bir çıkmaz sokağım sonundayım sanki. Geri de dönmüyorum. Birileri gelip çıkmaz sokağı çıkılır yapsın diye bekliyorum. Sokak neden çıkmaz diye söyleniyorum. Herkesin sokağı bir yerlere çıkarken benimki neden çıkmıyor diye çemkiriyorum. Zaman bu sırada akıp gidiyor. Devamı

Değdi mi?

2014-03-24 19:46:00

Evet, birkaç gündür kafamın içinde dönüp duran soru bu... "Değdi mi?" Gerçekten çok merak ediyorum. Bütün arkadaşlarını kaybetti. Onursuz ve şerefsiz bir insan olarak anılıyor her yerde. Bir tek yanında onun için tüm bunları göze aldığı sevgilisi kaldı, bir de ailesi. O sevgilisinin hayallerini her ne pahasına olursa gerçekleştirdi. Değdi mi peki tüm bunlara? Büyük aşk mı yaşadığı yani? Aşkın, sevginin, dostluğun anlamını bilmeyenler için aşk nedir ki? Gerçekten en çok sormak istediğim soru bu son günlerde... "Değdi mi?"   Devamı

Kim olduğunu unutma

2013-12-30 12:21:00

Kendilerini büyük büyük boy aynalarında gören tanıdıklarım var. geriye bakıp yaptıklarını, kim olduklarını sorgulamayan, kim olduklarından emin, oldukları insandan mutlu... Ben her daim sorgulayan, her daim mutsuz, sürekli huzursuz. İkisinin ortasını bulmak lazım geldiğini bilmeme rağmen bir türlü başaramıyorum. Yıl bitiyor, yıl başlıyor, dostluklar bitiyor, aşklar tükeniyor, ben yaşlanıyorum, sanki diğer herşey aynı kalıyor. Bu geçtiğimiz yıl ilk defa riyakarlığın ne olduğunu öğrendim. Yalanın, kandırılmanın, aldatılmanın nasıl insanın canını yaktığını,içini kavurduğunu öğrendim. En yakınının nasıl en uzağın olabildiğini öğrendim. Sevdiğim insanlar bana ne yaparsa yapsın kin beslemediğimi, intikam duygusunun hiç içimde barınmayan bir duygu olduğunu öğrendim. Herşeye rağmen iyi bir insan olduğumu biliyorum artık. Biraz da "karma"cıyım. Yaptığım iyilikler bana nasıl geri dönecekse bir gün, döktüğüm gözyaşları da yerde kalmayacak. Onların bana yaşattığı herşey de onlara geri dönecek. Beddua değil bu yanlış anlaşılmasın. "Karma"ya inanıyorum sadece. Bunun böyle olacağını bir şekilde biliyorum. Beni öldürmeyen bu şeyin beni daha güçlü kıldığını hissediyorum gerçekten... Yalnız benden çok önemli birkaç şey götürdüğü de kesin. Artık eskisi kadar kolay güvenmeyeceğim, inanmayacağım kimseye... O kendilerini büyük büyük boy aynalarında görenlerin kendilerinden başka kimseyi sevemediklerini öğrendim. Beni sevmedikleri için kendimi eksik görmekten vazgeçtim. Bu benim eksikliğim değil, onların sevebilme yoksunu olması kaynaklıydı. Acıyorum sadece onlara şimdi. Hayatlarında hiçbir zaman gerçek aşkın ne olduğunu bilemeyecekler... Gerçek dostluğun yanından geçtiler. Yıllar, y... Devamı

Bir Yılın Son Günleri / Murathan Mungan

2013-12-30 11:00:00

Bir Yılın Son Günleri / Murathan Mungan I. Bir yıl daha bitiyor İşte bu kadar duru,bu kadar yalın Bu kadar el değmemiş Sıradan bir gerçeği daha kolları bağlı hayatımızın Bu şiire nasıl dahil edilebilir bir yılın son günleri Her sonda,her başlangıçta ve her defasında Alır gibi başkasını karşımıza Perdeler çekip,ışıklar söndürüp oturup yatağın içinde bir başımıza Sorgulamak kendimizi Öğrenmek ikimizin anadilini,ikinci belleğimizi Öğrenmek kendimizle hesaplaşmanın buzul ilişkilerini Bu aynanın dehlizlerinde gezinirken görürüz Karanlık günlerimizin kenar süslerini Biterken yılın son günleri Biliyoruz takvimler belirlemez değişimin mevsimlerini Gençlik ikindilerini Kargınmış bir çocuktuk büyüdüğümüzden beri. II. Bir yıl daha bitiyor Düşlerim ,tasalarım,yarım kalmış onca şey Her yıl biraz daha kısalıyor bir öncekinden Bana mı öyle geliyor Yoksa daha mı hızlı ilerliyor zaman İnsan yaşlanırken? III. Kırdım mı incittim mi birilerini? Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler. Kendimi yeniledim mi yazdıklarımda? Yeniden düşünmeliyim Dostluklarımı, ilişkilerimi Dağınık yatağım,mutsuz yatağım Çoğalttım mı eksiklerimi? Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı Yitirdim mi yoksa masumiyetimi? Borçlarımı ödedim mi? Doğru seçtim mi soruların fiillerini? Tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış, saçlarım taranmış, giysilerim ütülü, odam düzenli mi? Ödünç aldığım kitapları geri verdim mi? Geri verdim mi aldıklarımı: Aşkları, dostlukları, sevgileri, güvenleri, bağları Kitaplara, sayfalara, satırlara borcumu ödedim mi? Yokladım mı duygularımı Hala sevebiliyor muyum insanları? Ovmalı gümüşleri, bakırlarım... Devamı

Kocaman bir hayalkırıklığı

2013-12-25 10:21:00

"Sen benim kadim dostumsun" diyordun ya bana. Doğru. Ben sana hep dost oldum da sen dost olarak bir hayalkırıklığısın. Hatta hiç dost olmamışsın. Ben öyle görmek istemişim seni. "Sen elmayı seviyorsun diye, elmanın da seni sevmesi şart mı?" durumu... Dostluğun evrensel kuralları vardı çünkü. Dostunun konuşmaya ihtiyacı varsa ve seni aramışsa, iki elin kanda olsa koşup gidersin, öyle değil mi? Dinlerin şartları gibi, dostluğun ilk şartıdır bu. Benim için hiç vaktin olmadı. Hep benden önce geldi işler, güçler, başkalarının sorunları... Dün gibi hatırlarım, 11 Ekim'di konuşmamız lazım dediğimde, bayram önü hiç vaktim yok demiştin, 2 gün sonra "!" yazan bir mesaj attım da anlamadın neden böyle bir mesaj attığımı dahi, dedim "beni üzen herşeyi hayatımdan çıkartma kararı verdim ama doğru kararı verdiğimden emin olmak için kafamda soru işareti olmaması lazım. Sana son birkaç sorum olacak ancak bu soruları sorabilmek için seninle yüzyüze görüşmek istedim. Beni hiç önemsemeyen sen bana vakit ayırabilirsen kararımı öyle vereceğim." Heeey, seni hayatımdan çıkartmaktan bahsediyorum. Durum ciddi! Bugün 25 Aralık, hala sallamadın. Senin dostluk anlayışın buymuş demek ki. "Vefa" dediğin bu kadarmış. Kocaman bir HAYALKIRIKLIĞI... Verdiğin hiçbir sözü tutmadığın gibi, "buradan gidiyorum ama seni asla yalnız bırakmayacağım" demiştin. Bu sözünü tutmanı neden bekledim ki? Hala bu kadar saf olduğuma inanamıyorum. 4 Kasım'dı seni aradım. Maddi olarak çok sıkıntıdayım. Bana biraz destek olabilecek misin dedim. Bir duruma bakayım, seni ararım dedin. Bu Aralık ayına kadarki son konuşmamızdı. Hiçbirşey yapamıyorsan bile bunu söyleyebilirdin ve ben "canın sağolsun" derdim ama sa... Devamı

KADINLAR SUSARAK GİDER !

2013-11-05 15:49:00

Çok uzun emekler verir ilişkisini yürütmek için. Birinin kadını olmayı yüreği, beyni, ruhu o kadar zor kabul etmiştir ki, başka bir adama ait olmayı istemez. Erkek gibi, çorbanın tuzu eksik diye kavga çıkarmaz mesela, tam tersi, konuşmamız lazım der. Erkekler de en çok bu cümleye sinir olurlar. Ertelenir o konuşmalar, maç bitimine, yemek sonrasına ve daha birçok lüzumsuz şeyin ardına ötelenir. Kadınlar inatçıdır, hayata tutundukları gibi, aşklarına da sahip çıkarlar. Bu yüzdendir, konuşup derdini anlatma isteği, karşı tarafı ikna edene kadar uğraşırlar. Sonunda pes eder adam, bir ışık görür kadın, tüm derdini paylaşır. Genellikle ne cevap alır? Abuk sabuk konuşma! Gereksiz ve saçma gelmiştir adama anlatılanlar, hiç de üstünde durmamıştır. Yine bir sıkıntı, tatmin edilemeden geçiştirilir ve adam gün gelip bunların kendisine ok gibi döneceğini bilemez. Bir kadın şikayet ediyorsa, ya da erkeklerin deyimi ile vıdı vıdı ediyorsa; erkek bilmelidir ki, o ilişkiden hala ümidi vardır kadının. Yürütmek, birlikte yaşamak, sorunları çözerek mutlu olmak istiyordur. Daha önemlisi, o adamı hala seviyordur. Kadın susarak gider! En önemli detaydır, erkeklerin hiç anlayamadığı durum işte bu kadar basittir. O gün gelene kadar konuşan, kavga eden, tartışan kadın, kendini sessizliğe vermiştir. Ne zaman ümidini o ilişkiden kestiyse, o zaman sevgisi de yara almış demektir. Yüreğindeki bavulları toplamıştır, kafasındaki biletleri almış ve aslında bedeni orada durarak, ilişkiden çıkıp gitmiştir. Kadın, gerçekten gitmişse, çok sessiz olmuştur ayrılışı, kimse hissetmeden, kapıları vurup kırmadan gitmiştir. Her akşam eve geldiğinde, kapının açıldığını gören adam anlamaz ama bir kadın sessizce gider. Ne mutfağında yemek pişiren, ne ya... Devamı

Yaşadıklarımdan öğrendiğim lanet olası şeyler var

2013-11-01 15:17:00

İnsanlar nankör ve vefasızmış. Seni asla yalnız bırakmayacağım diyen adam, ilk önce gemiyi terkedermiş. İnsan yalnız doğar, yalnız ölürmüş. Arada hayatımıza girenler sadece misafir... Önce karşındakini değil, önce kendini düşünmeliymişsin çünkü herkes öyle yapıyormuş. Sen de önce kendini düşünmezsen seni düşünen kimse kalmıyormuş meğer... Şu hayatta bir tek annen baban varmış, gerisi yalanmış. Aşk yatak çarşafları arasına sıkışmış. Dostluk cebindeki para kadarmış. Her yeni gün daha ızdırap dolu, daha yorgun, daha bitkin, daha anlamsızmış... Keşke hayat bir masal olsaymış ama benimki bir kabus sadece Devamı

Bir adam hatırlıyorum

2013-10-07 12:14:00

Bir adam hatırlıyorum, beni dinlerken gözlerimin içine bakan ve birden gözleri dolan. Alelade birşey anlatıyordum. Mutfak sandalyelerinde oturuyorduk karşılıklı. Ellerim ellerindeydi. Birden dolmuştu gözleri. Korkmuştum. Ne oldu diye sormuştum. Seni çok seviyorum deyivermişti. O kadar içten, o kadar gerçekti ki. Hayatımın en romantik anıydı. Seni eskisi kadar çok sevmiyorum dediği gün bile o kadar çok sevildiğim için o kadar minnet doluydum ki sadece o sevgiyi kaybettiğim için mutsuz olmuştum. Bir adam hatırlıyorum Phil Collins dinlerken yüzümün tüm hatlarını tek tek okşayan... Beni terkettiği gün, sana sevgim her geçen gün azalıyor, bir gün bitsin istemiyorum, ondan ayrılalım dedikten sonra başını dizlerime koyup saatlerce hıçkıra hıçkıra ağlayan bir adam hatırlıyorum. Kirpikleri kaşlarına değen, güzel bakışlı, ince ruhlu bir adam... Bir adam hatırlıyorum saçlarımın kokusunu içine çeken... Saçlarının kokusu hep aynı, en azından bunu hatırlamak istiyorum hep, en azından bunu bana bırak diyen... Aşk işte böyle birşeydi. Benim herkesle ten uyumum olmaz. Yanyana bile durmak istemem çoğu insanla... Seninle yaşadıklarımızı düşününce nasıl bir ten uyumu hissettiğimi anla diyen ve bunların benim için söyleyebildiği en anlamlı cümleler olduğunu düşünen bir adama aşık oldum. Benimki aşk da, ben de bana aşık bir adamı haketmiyor muyum? Devamı