Aşkın gözü bu kadar mı kör? Peki ya vicdanı?

2015-07-22 13:02:00

Çok öfkeliyim. Hayalkırıklığımın ve üzüntümün sınırı yok. Sadece o gencecik çocuklara kıyanlara değil, bu kıyımın arkasındakilere, bu kıyımın haklı olduğunu düşünenlere, o çocukların orada ne işi vardı diye sorgulayanlara, hala bu devletin doğru söylediğine inananlara, hala din, dil, ırk, cinsiyet, düşünce ayrımı yapanlara, bu ülkenin bu duruma gelmesine sebep olanlara, ve hatta ve hatta bu ülkede doğmuş olduğuma bile öfkeliyim. İnsanı insan olarak sevmeyenlere öfkeliyim. Bunların bazılarını hisseden ve düşünenler arkadaşım, dostum ve hatta aşık olduğum adam olduğu için hayalkırıklığımın ve üzüntümün sınırı yok. Nasıl olur, nasıl olabilir, bu insanlar düşünce yetilerini mi kaybettiler, bu kadar mı sığlar, bu kadar mı cahiller, bu kadar mı vicdansız, duygusuz, insanlıktan uzaklar diye sorgulamaktan beynim çatlayacak. Hadi bu insanlar böyle de benim hayatımda, dünyamda ne işleri var diye düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum. Tuttuğu takım  kınama yazısı yayınladığı için yanlış olduğunu görebilen ve sadece bunu sayfasında paylaşan bir adama aşık olmuşum. Hadi öldürülmeselermiş ama bazılarının g.tünden kan almak lazımmış. Yazdığı şeye bak... Ülke sınırı, millet, vatan filan nedir Allah aşkına... İnsanların kendi kendilerine yarattığı ve sonrasında da esiri olduğu şeyler. Paylaşamadığımız ne? Toprak,su,hava, nedir paylaşılamayan? Ben Sezen Aksu seviyorum, diğeri Murat Boz dinliyor diye, diğerinin g.tünden kan almak mı gerekiyor yani? Aynı şeyin saçmalığını neden ben türküm o kürt olduğunda göremiyoruz. Aynı şeyin saçmalığını neden ben Atatürk severken diğeri Öcalan severken göremiyoruz peki? Bana ne, kimi seviyorsa sevsin. O beni öldürmesin, ben onu, o benim g.tümden kan almasın, ben onun... Ney... Devamı

2. Mektup

2015-06-18 10:50:00
2. Mektup |  görsel 1

Bugün bunları okumadığını umarak yazdığımı farkettim. Okusan da okumamış gibi yapmak uzmanlık alanın nasıl olsa... Kaçınılmazı kaçınılır kılmak seninki. Eh ben de içimdekini söylemeden edemiyorum. İyi oluyor. Sokaklar ıhlamur kokuyor günlerdir. Bu güzel koku yüzünden bu sevmediğim şehir bile daha yaşanabilir geliyor bana günlerdir. Hele bir de yağmur yağdığında, ıhlamur çayı demlenmiş gibi bir şölen var sokaklarda. Seninle konuşmaya ihtiyacım var dediğimden beri fazla birşey değişmedi. Hala seninle konuşmaya ihtiyacım var. Acaba bir gün arayıp, benimle konuşmaya ihtiyacın vardı, akşam görüşelim diyecek misin? Ne konuşacağımı sanıyorsun diye çok merak ediyorum. Aslında hiçbir fikrin yok ama olduğunu sanıyorsun ve konudan kaçıyorsun. Oysa bambaşka derdim. Vardır elbet senin de kendine göre dertlerin, sebeplerin. Zorla olmuyor işte bazı şeyler. Üzülüyor yalnız insan. Daha bir yalnız hissediyor. Öksüz kalmış gibi... Bugün kardeşimin ekşi sözlük’e girdiği bir yazıyı okudum. Ofisteyim ve ağlayacağım neredeyse... Dedemi yazmış, babanem hemen öldükten sonra dedemin halini. Garip olan şu ki dedemle hiç yakın olmadık ama her aklıma geldiğinde ağlamaklı oluyorum. Özlüyorum ikisini de ama dedemi daha çok sanki. Belki babanem öleli 14 yıl olduğundan artık çok özlemiyorum kimbilir. Yaşlılık korkutuyor sanırım beni. Bir gün babam beni uyandırmaya geldiğinde öpüp okşarken beni demişti “Siz ne zaman bu kadar büyüdünüz, biz ne zaman bu kadar yaşlandık”diye. Ve zor tutuyorum şu an gözyaşlarımı... Nekadar üzülüyorum yaşlandıklarına. Zamanı durdurmak istiyorum. Ben büyümek de istememiştim zaten. Hayat çok zor geliyor artık, çok yoruldum, artık birinin omuzuna yaslayıp başımı g&uum... Devamı

1. Mektup

2015-06-17 10:09:00
1. Mektup |  görsel 1

Bugün bir haber okudum. İnsanları mutlu eden şeyler üzerine bir araştırma yapılmış. Öyle küçük şeyler ki insanı mutlu edenler. Yeni serilmiş temiz çarşafa yatmak gibi... Bunlardan biri de mektup almakmış. Mail de mektup yerine geçer diye düşündüm İşte hiçbirşey eskisi gibi değil. Herşey çok keyifsiz. İşçilerin sendikaya ayaklanmasını önce haklarını savunmak olarak düşünüp, bilinçlendikleri için sevinmiştik. Sonra farkettik ki birileri bu insanları gaza getiriyor. Kendi düşündükleri birşey değil. Sonrasında da sendikasız olmayı tercih edeceklerine başka sendikaya bağlandılar. Mevcut sendika milliyetçi sendika, yeni geçtikleri sendika ise AKP sendikası... Olayların Koç grubu şirketlerinde başladığı düşünülürse, birilerinin Gezi’nin intikamını almaya çalıştığı duygusu uyandırıyor. Her ne kadar neyi neden yaptıklarını bilmeseler de bir heyecan duygusu hakim tabi. Gezideki gibi... Bizim açımızdan durum kritik. Hergün müşteri hattını ne zaman durduracağız diye diken üzerinde oturuyoruz. Bu da gözle görülür bir stres yaratıyor. Tatile ne zaman çıkabileceğim hala bilmiyorum. Babam telefonda sorup duruyor. Bu sene garip şekilde gitmek istemiyorum. Böyle zamanlarda kendimi daha bir yalnız hissediyorum. 37 yaşında hala annemlerle tatile gidiyorum. Yalnız gittiğimde daha da travmatik. Otel odaları ruhsuz,sevgisiz, dipsiz bir yalnızlık mekanı. Yan odada sevişenleri duymamak için kulaklar tıkanıyor. Birileri tarifsiz mutluluklar yaşarken, ben korkunç bir yalnızlığın içine gömülüyorum otel odalarında. Gary Moore’un “Empty Rooms” şarkısı kulaklarımda çınlıyor böyle zamanlarda. Keyifsizim bugünlerde. Kendini benden uzaklaştırdığını hissediyorum. Bu da canımı sıkıy... Devamı

"sorry you have just dropped your smile over there"

2014-12-03 17:29:00

Madrid'de sokakta dolaşırken yanıma bir genç yanaştı ve bana İspanyolca birşeyler söylemeye başladı.Ben İspanyolca bilmediğimi İngilizce söyleyince, İngilizce olarak devam etti. Arkamdaki yeri göstererek "Sorry you have just dropped your smile over there" (afedersiniz az önce şurada gülümsemenizi düşürdünüz) dedi. İstemsizce arkama dönüp bakarken yüzüme kocaman bir gülümseme yayıldı. İnsanları gülümsetmek işte bu kadar kolaydı... Devamı

Hiçbir şey....

2014-12-02 13:55:00

Bundan sonra kimse için hiçbir şey yapmamaya karar verdim. Kimse parasız kaldığında para vermeyeceğim, kimsenin doğumgünü için özel birşeyler yapmayacağım, kimse üzülmesin, kırılmasın diye uğraşmayacağım. Hiçbir şey ama hiçbir şey yapmayacağım. İnsanların doğumgünü mü var, telefon açar kutlarım, hatta facebooktan kutlarım. Parasız mı kaldılar, umrumda değil, ne yaparlarsa yapsınlar. Zira herkes bana aynen böyle davranıyor. En yakın arkadaşım doğumgünümdeki akşam yemeğine gelmiyor (kayınbiraderi ve eşi her cuma olduğu gibi bu cuma da onlara gelecekmiş). Kartal desen cuma akşamı dersten sonra Bursa'ya gidecekmiş, gelemezmiş. Şu ismini Gizemli Adam koyduğum orospu çocuğu 7 gün önce para yatıracaktı, hala bekliyorum... Ben ne kadar iyi olursam o kadar düdükleniyorum. Ben hakediyorum herhalde diye düşünüyorum bazen bunları... Ne kadar iyi olursam, o kadar hakediyorum herhalde böyle davranılmayı... Kimse için özel olamıyorum, kimse işini gücünü bırakıp bana zaman ayıramıyor. Enayinin tekiyim. Kendimden de bu hayatın adaletinden de nefret ediyorum. Devamı

Haftaya benim doğumgünüm

2014-11-28 11:55:00

Ve ben kendimi yine 17 yaşımda gibi hissediyordum. Doğumgünümden bir hafta önce kimse hatırlamayacak diye bunalıma girerdim. İşte yine aynı hissediyorum. Kartal buralarda olmayacağını söylüyor, diğer dostlarım çoluk çocuk derdinde zaten. Yine geçen seneki gibi doğumgünümde akşam yemeğinde kurufasülye olacak gibi geliyor. Bu da beni inanılmaz üzüyor çünkü ben insanların doğumgünlerine çok önem veriyor, özeniyorum. Aynı önemi ve özeni haketmiyorum da yapmıyorlar diye düşünüyorum. Sevilmek ihtiyacım neden bu kadar fazla? Herhalde yıllardır bir sevgili dahi edinemediğimden ve yaşadıklarımdan sevilmeyi haketmeyen biri olduğumu düşünüyorum. Ondan hep beni sevmesine muhtacım insanların... Çok yoruldum, çok sıkıldım, çok mutsuzum...  Devamı

Yarın yok ki...

2014-11-18 13:51:00
Yarın yok ki... |  görsel 1

Geçen gece bir rüya gördüm. Rüyadayken herşeyin gerçek olduğunu taa yüreğinizde ve hücrelerinizde hissettiğiniz rüyalardan biriydi. Annem ve babam beni karşılarına alıp kanser olduğumu ve artık son evrede olduğundan tedavi edilemez olduğunu ve yaşayacak çok az zamanım kaldığını söylüyorlardı. Annem gözyaşları içinde... Demek diyordum o yüzden kendimi hep yorgun hissediyordum. Hep başım ağrıyordu, başım dönüyordu. Çocukluğumdan beri hep güvendiğim, inandığım dostlarıma "Size söylemem gereken önemli birşey var" diyordum. Biri sürekli senaryo yazıyordu. "Ah" diyordu "yoksa yeni biriş mi buldun? Şehir mi değiştiriyorsun? Belki de evleneceğini söylersin, biz de şuracıkta şaşkınlıktan bayılır kalırız". Ben sonunda neşeli sesini keserek "Ben kanserim ve ölüyorum" diyordum. Önce sessizlik, sonra şaşkınlık, inkar ve son olarak hüzün. O neşeli olan ağlamaya başlıyordu. Kuzen hep sessiz ama gözler buğulu. Sonra Kartal'a nasıl söyleyeceğimi düşünüyorddum. Onu görüyordum, neşeli. Nasıl söylerim diyordum, çok üzülecek... Sonra kendim için üzüldüğümü hatırlıyorum. Daha gençtim, 40 yaşında bile değildim. Sonra hiç annelik duygusunu tadamamıştım, bir çocuğum olmamıştı. En azından Kuzen'in oğlu vardı ama onun da büyüyüp nasıl bir adam olduğunu hiç göremeyecektim. Büyüdüğünde beni hatırlamayacaktı bile. Keşke daha çok sevseydim, daha çok sevişseydim, daha çok gülseydim. Uyandığımda saat sabahın 5'iydi. İnanılmaz üzgündüm. Bir süre yatakta ağladım. Sonrasında bir türlü uyuyamadım. Ne anlamsız bir hayat yaşadığımı düşünüp durdum. Sevmediğimiz işlerde ç... Devamı

Migren

2014-10-24 01:23:00

Allah düşmanıma vermesin böyle bir belayı... Arkadaş nasıl bir ağrı, ne gudubet bir hastalıkmış bu. Bir insanın 10gün boyunca başı ağrır mı ya?! Bir avuç dolusu ilaç yutuyorum da anca bugün ağrım yok denecek kadar az. Geçen hafta çok sıkıldım, çok sıkıntı yaptım herşeyi biraz da ondan oldu herhalde. İş yerindeki şu gıcık müdür araba alacak, sanki biz müdür değiliz, bize birşey yok. Bu olaya bir sinirlendim. Sonra asıl en önce benim öğrenmem gereken şeyleri başkalarından duymaya başladım (sadrazamın sol taşağıyım ya ben, sanki hiçbir şey beni ilgilendirmiyor). Bu da kendimi gereksiz, yararsız, işe yaramaz hissettirdi. Geçen hafta o karının benim şehrime gelip, benim adamın evinde kalması da canımı sıktı. Sonra benim adamın bana abuk subuk davranması da üzerine tuz biber ekti. Sonra adamla konuştuğumda bir de kavga ettik filan. Hepsi birikip üzerine hormon değişikliği ve lodos ekleninceeee Bingo! Migrene hoşgeldin... Bakşu saat oldu hala nasılsın demek için aramadı. Adamın s.kinde değilim de işte, benden hoşlanıyor diye düşünmekte inat ediyorum. Sanki dünyada kalan son adam anasını satıyım... Hayatımda çok radikal değişiklik yapmak istiyorum. Gidiyim dönmeyeyim. de nereye? Çok sıkıldım be blog. Devamı

Bir hayat ki sanki hiç yaşanmamış gibi...

2014-10-13 21:44:00

Bazen düşünüyorum da bugün garip bir kazada ölsem, ne yazacaklar haber olarak? Hangi fotoğrafımı koyacaklar? Hangi en son tweet'imi yayınlayacaklar yada video'mu? Düğünde mutlu mesut çakkıdı çakkıdı oynarken çekilmiş bir tane videom yok. Hazırda bekleyen bembeyaz bir gelinliğim yok, "annesi mürvetini göremeden, hep hayalini kurduğu bembeyaz gelinliği giyemeden göçtü" diye haber yapsınlar, böyle acıklı "ölümden başkası yalan. Ağlarsa anam ağlar" tweetlerim de yok. Geride bırakacağım gözü yaşlı çocuklar, torunlar yok. Yaşım da 37 yani daha hayatının baharında gencecik bir kız da değilim. Daha mı az üzücü olacak benim bu hayattan göçüp gitmem? Daha mı kabullenilebilir ölümüm? kimsenin öyle çok da gözyaşı dökmesine değmeyecek değersiz bir yaşamım mı var? Amaaan genç de değilmiş, çoluğu çocuğu da yokmuş, hatta geride bıraktığı bir sevdiceği bile yokmuş,hayatını da yaşayacağı kadar yaşamış zaten, öldüyse ne olmuş yani bir durum mu olacak ölümüm? Görünüşe bakılırsa öyle olacak. "Ağlarsa anam ağlar" gerçek olacak, vücud bulacak. Bazı günlerden geriye bir tane fotoğraf yok, sanki o gün hiç yaşanmamış gibi, sanki ben o gün orada hiç olmamışım gibi... Bir hayat ki sanki hiç yaşanmamış gibi... Devamı

Ölesim yok ama yaşamayasım var

2014-08-29 20:40:00

37 yaşındayım ve bekarım. İnsanların varlık sebebinin sevmek ve sevilmek olduğunu düşünüyorum. Yoksa yaşam çok anlamsız geliyor. Karşılıksız sevgiye en iyi örneğin de çocuk sevgisi olduğunu düşünüyorum. En yakın arkadaşımın oğlunu kendi çocuğum kadar çok seviyorum. Gerçi insanın kendi çocuğunu nasıl sevebileceğini de bilmiyorum, çocuğum olmadığı için... Geçenlerde doktora gittim ve çocuk doğurmak için "38 yaş"ın kişi biyolojisi için önemli olduğunu söyledi. Yani 38 yaşından sonraki her gebelik kritikmiş. 45 yaşına kadar anne olan hastaları da varmış ama 38 yaş sonrası gebelikler hep kritikmiş. Önümde sadece 1 yıl var yani çocuk sahibi olmam pek olası görünmüyor. Bazen bu hayatta yapayalnız öleceğim gibi geliyor. İnsanlar kocaman aile sahibi olacaklar, çocuklar, torunlar, ben böyle bir başıma, aksi, çirkin, huysuz bir ihtiyar kadın olacağım. Eskiden arkadaşlarım hamile olduklarını söyleyince onlar adına çok sevinirdim. Hala onlar adına seviniyorum ama kendime üzülüyorum. İçim acıyor. Ben bu duyguyu asla yaşayamayacakmışım gibi hissediyorum. Üzülüyorum, korkuyorum... Kendimi sevilmeyi haketmeyen bir insan olarak görüyorum. Bir çocuk sevgisine asla layık olmayacağım sanki...Boşa yaşıyorum. Dün ekşi sözlükte bir laf gördüm: Ölesim yok ama yaşamayasım var. İşte aynen böyle... Devamı

Bir itiraf gördüm ve ikizimi buldum!

2014-08-29 02:41:00

Bugün yine ekşi sözlük'ün "ekşi itiraf" başlığı altında gezinip, yeni itirafları okurken birden okuduklarım ile şok oldum. Aynı benim hissettiklerimi hisseden, düşündüklerimi düşünen biri daha var bu dünyada...Biz dedim ikiz olmalıyız, zira bu yazıyı ben yazmadığıma göre...işte o yazı: hep beklemekle geçti hayatım, hep günleri ,ayları, yılları sayan ; birinin gelmesini bekleyen, daha doğrusu geleceğini uman, içten isteyen, durmadan bir şeyleri erteleyip bekleyen , geceleri beklediklerime özlem duyan oldum.tabi beklediklerim hiçbir zaman gelmediler, ne platonik olarak aşık olduğum ve olumsuz cevap aldigim kişi bir umut yine de olabilir diye 5 yılın her günü bazen dakikasi , saniyesi , salisesi onu beklediğimi bildi ne de beni aşağılayan ,eski sevgililerini unutamayan ve beni her açıdan eleştiren , hayal kırıklığına uğratan, büyük hatalar yaptığını bilmesine rağmen bunu düzeltmek için bir kere bile aramayan sözde ilk sevgili onu beklediğimi bilmedi , bilemeyecek.....sevgi neden yetmez hiçbir şeye, hep en çok seven , en çok fedakarlık yapan, en çok bekleyen,en çok sabreden oldum.ama mutsuzluktan, haksızlığa uğramaktan, değersizlikten ölüyorum şu an,tüm isteklerim hep ertelendi bir kere şımarıklik yapamadım bir kere nazımı kimse cekmedi hep boyun eğdim başkalarının isteklerine , itiraz edecek oldum derhal beni kendilerinden uzaklaştırdılar , ortamda konuşurken dinlenmeyen, kaale alınmayan , arkadaşlarının kardeşlerinin sevgilisinin doğum günleri özel günlerini hatırlayıp kutlamasına rağmen hiç bir zaman doğum günü kutlanmayan oldumbir kere bile bana çiçek alınmadı yada basit bir hediyeher zaman güçlü kendi ayakları üzerinde duran kişi olarak görüldüm , kimsenin başaramadıgi mesleklerde ve so... Devamı

Nilüfer Çiçekleri

2014-06-27 02:16:00

"..bostan dolabının yanındaki, suları bana kahverengi gözüken, o küçük ve eskimiş havuzdaki solgun ve kederli nilüferlere gidip bakardım çocukken, babam, onların kökleri olmadığını anlatmıştı bana. neden bu çiçekleri hep bir şeylere benzetmek için kullandıklarını ancak büyüyünce anladım. yalnızca bu çiçekler, hep bir yerlere gidecekmiş gibi azade ve özgür oluyorlar ama küçük bir havuzun içinde bir yere gitmeden yaşıyorlardı. hayat da böyle bir şeydi benim için; hep bir yerlere gidecek gibi duran, yalnız ve bir yere gitmeyen bir çiçek. bütün bir hayatın özeti buydu. bende bir yere bağlanmadım ve bir yere gitmedim; öyle solgun nilüfer gibi bir havuzun içinde yalnız başına durdum, köklerimi salamadım, ne, olduğum yere sağlamca yerleştim, ne, başka diyarlara kaçabildim. bana bakanlar, beni seyredenler, beni sevenler oldu ama kimse yakasına takmadı beni, kimse odasına koymadı, kimse beni sulayıp büyütmek için uğraşmadı. onlara ihtiyacım olmadığını, havuzumda tek başıma yüzebileceğimi düşündüler. ben de bu yüzden; kederi, yalnızlığı, kirlenmeyi öğrendim ve hayata benzedim. ne garip başka bir şey de olmak istemedim, beni beğenmeleri yetti bana.." Tehlikeli Masallar - Ahmet Altan... Devamı

Smile :)

2014-04-08 01:06:00

Sabahtan beri Nat King Cole versiyonu ile "Smile" şarkısını söylüyorum içimden... Nedensiz... Belki de günlerdir hiç gülmediğim, gülümsemediğim için. İşin garibi bu şarkı beni gülümsetmek yerine ağlamanın eşiğine getiriyor. Ne kadar boş bir hayat yaşıyorum. Hiçbir amacı, hiçbir anlamı yok. Sadece nefes alıyorum işte. Daha önce keyif aldığım şeyleri artık yapamıyor olmak canımı sıkıyor. Dans etmek gibi... İnsanların dans ederkenki fotoğraflarını görünce kıskanıyorum. Ben mutsuzken herkes aksine mutluymuş gibi geliyor. Neden mutsuz olduğumu da bilmiyorum. Ben mutsuzken herkesin mutlu olmasına da gıcık oluyorum. Bunları hissettikçe iyice içime kapanıyorum. Hiçbir yere çıkmıyorum. Kimseyi görmüyorum. Kendi duvarlarım içinde bir başıma nefes alıyorum ("yaşıyorum" yazıp sildim. Zira yaşamak bu değil, biliyorum). Bir çıkmaz sokağım sonundayım sanki. Geri de dönmüyorum. Birileri gelip çıkmaz sokağı çıkılır yapsın diye bekliyorum. Sokak neden çıkmaz diye söyleniyorum. Herkesin sokağı bir yerlere çıkarken benimki neden çıkmıyor diye çemkiriyorum. Zaman bu sırada akıp gidiyor. Devamı

Değdi mi?

2014-03-24 19:46:00

Evet, birkaç gündür kafamın içinde dönüp duran soru bu... "Değdi mi?" Gerçekten çok merak ediyorum. Bütün arkadaşlarını kaybetti. Onursuz ve şerefsiz bir insan olarak anılıyor her yerde. Bir tek yanında onun için tüm bunları göze aldığı sevgilisi kaldı, bir de ailesi. O sevgilisinin hayallerini her ne pahasına olursa gerçekleştirdi. Değdi mi peki tüm bunlara? Büyük aşk mı yaşadığı yani? Aşkın, sevginin, dostluğun anlamını bilmeyenler için aşk nedir ki? Gerçekten en çok sormak istediğim soru bu son günlerde... "Değdi mi?"   Devamı

Kim olduğunu unutma

2013-12-30 12:21:00

Kendilerini büyük büyük boy aynalarında gören tanıdıklarım var. geriye bakıp yaptıklarını, kim olduklarını sorgulamayan, kim olduklarından emin, oldukları insandan mutlu... Ben her daim sorgulayan, her daim mutsuz, sürekli huzursuz. İkisinin ortasını bulmak lazım geldiğini bilmeme rağmen bir türlü başaramıyorum. Yıl bitiyor, yıl başlıyor, dostluklar bitiyor, aşklar tükeniyor, ben yaşlanıyorum, sanki diğer herşey aynı kalıyor. Bu geçtiğimiz yıl ilk defa riyakarlığın ne olduğunu öğrendim. Yalanın, kandırılmanın, aldatılmanın nasıl insanın canını yaktığını,içini kavurduğunu öğrendim. En yakınının nasıl en uzağın olabildiğini öğrendim. Sevdiğim insanlar bana ne yaparsa yapsın kin beslemediğimi, intikam duygusunun hiç içimde barınmayan bir duygu olduğunu öğrendim. Herşeye rağmen iyi bir insan olduğumu biliyorum artık. Biraz da "karma"cıyım. Yaptığım iyilikler bana nasıl geri dönecekse bir gün, döktüğüm gözyaşları da yerde kalmayacak. Onların bana yaşattığı herşey de onlara geri dönecek. Beddua değil bu yanlış anlaşılmasın. "Karma"ya inanıyorum sadece. Bunun böyle olacağını bir şekilde biliyorum. Beni öldürmeyen bu şeyin beni daha güçlü kıldığını hissediyorum gerçekten... Yalnız benden çok önemli birkaç şey götürdüğü de kesin. Artık eskisi kadar kolay güvenmeyeceğim, inanmayacağım kimseye... O kendilerini büyük büyük boy aynalarında görenlerin kendilerinden başka kimseyi sevemediklerini öğrendim. Beni sevmedikleri için kendimi eksik görmekten vazgeçtim. Bu benim eksikliğim değil, onların sevebilme yoksunu olması kaynaklıydı. Acıyorum sadece onlara şimdi. Hayatlarında hiçbir zaman gerçek aşkın ne olduğunu bilemeyecekler... Gerçek dostluğun yanından geçtiler. Yıllar, y... Devamı