Pandora'nın kutusundaki son duygu da uçtu: UMUT

2015-07-08 17:45:00
Pandoranın kutusundaki son duygu da uçtu: UMUT |  görsel 1

Bilirsiniz o hikayeyi... Pandora'nın kutusunun hikayesi...

Haberci Tanrı Hermes Olimposa giderken sırtında çok uzaklara götürmesi gereken sandığı Pandora ve eşine bırakır. Pandora merak eder kutuyu açar, kendine ve eşinin üzerine pişmanlık, kızgınlık, kibir vs. gibi kötü özellikler, yaşadıkları mutlu ormana ve de bütün dünyaya çeşitli kötü özellikler yayılır. Son anda Epimetheus sandığı kapatır. Sandığın içinden bir ses gelir. Sandıktan gelen cılız ses -Lütfen beni çıkarın. Dışardaki kötülüklerle ancak ben başedebilirim- der. Bu sefer Pandora ve eşi birlikte sandığı açarlar. Sandığın dibinde bir kelebek vardır. Sandığın içindeki kelebek tek umuttur.

Dün, artık dayanamayıp, ne istediğini, benim için ne hissettiğini söylemesini istedim. Böylece geriye kalan tek duygu olan umut da uçtu gitti işte. Beni sadece arkadaşı, dostu olarak görüyormuş. Beni çok seviyormuş, bana çok değer veriyormuş ama ilk tanıştığımızda bir elektrik almamış, şimdi bunca sene sonra beni farklı görmesi, duygusal olarak hayatına alması imkansızmış. Ben de yatağına da almasaydın o zaman dedim. O başka, bu başkaymış. O 5 dakikalık birşeymiş. Erkekler için ne kolay di mi böyle şeyler? Biz kadınlar herşeye çok anlam yüklüyoruz.

Ben zaten bu yanıtı alacağımı biliyordum. Ama diyordum bunu ondan duymam lazım diye. O da söylemiyordu. Çünkü sonuçta hoşuna gidiyordu benim ona ilgim, sevgim. Bunu kaybetmek istemiyordu. Ne kadar bencilce değil mi? Ama böyle işte insanlar. Karnı da aç olsa, duygusal açlığı da olsa önce kendini doyurmak istiyor. Ne pahasına olursa olsun. Kötü biri olduğundan değil, yada bana özellikle kötülük olsun diye de yapmıyor. Ama bencilce işte...

Ona da söyledim; elbette benim ona olan hislerimi bana karşı hissetmiyor diye onu hayatımdan çıkaracak filan değilim. Elbette dostluk, arkadaşlık baki ama eskisi gibi her aradığında müsait olmayacağım, her beğendiğim şeyi ona da almayacağım, "hayatım, canım" hitapları olmayacak artık. Tabi ki birşeyler değişecek. Çünkü değişmezse beni kullanmasına (duygusal açlığı için) izin vermiş olacağım. Benimle duygusal ihtiyacını, başkasıyla fiziksel ihtiyacını giderecek, ta ki yeni bir sevgili bulana dek. Ben de bu sırada vakit kaybedeceğim.

Benim anlamadığım, ne oldu o "insan bir yaştan sonra biraz daha mantık insanı oluyor. Artık kör kütük aşk olmuyor. Evlenebileceğin insana aşık oluyorsun. Bilinçaltından mantıklı seçimlere yöneliyorsun" diyen adama ne oldu? Evlenebileceğin insan, en yakın arkadaşın değilse kimdir?

Neyse, onun mantıksızlığında mantık aramaya başlamayacağım. Onun seçimleri ve hisleri için de onu suçlayacak değilim. Kırgın da değilim. Üzgünüm biraz. Kendimi boşlukta hissediyorum. Daha yalnız, daha mutsuz ve iyiden iyiye umutsuz.

202
0
0
Yorum Yaz