Değişen hayatım ve ayakları yere basan bir aşk...

2016-01-22 17:51:00
Değişen hayatım ve ayakları yere basan bir aşk... |  görsel 1

Onunla ilk buluşmamızdan sonra buraya hiç yazı yazmamışım. Bu da eski bir tezimin doğruluğunu kanıtlıyor. İnsan mutsuzluğunu paylaşıyor daha çok, mutluluğunu değil.

Artık hayatımın yarısı İtalya'da geçiyor. İlk buluşmamızdan sonra da yani yaklaşık 6 aydır birlikteyiz. Bu süre içerisinde hayatımın nasıl değiştiğine hala inanamıyorum. Hayatımın yarısını İtalya'da geçirmek hem zevkli hem de zor biraz. Sürekli bavul hazırlıyor, her iki haftada bir en az bir gün uçak bileti, otel rezervasyonu, vize kontrolü gibi şeylerle geçiriyorum. Arkadaşlarımı eskisi kadar sık göremiyorum. Dans kursuna filan gidemiyorum. Gerçi burada da buldum bir dans kursu, önümüzdeki hafta ona başlayacağım ama...

Hayatımın en ayakları yere basan aşkını yaşıyorum herhalde. Çok uzun bir zaman bu adamdan çok hoşlandığımı ve inanılmaz br cinsel çekim hissettiğimi biliyordum ama aşık olmamıştım. Bu zamana kadar... Birden ne oldu bilmiyorum. Billy Ocean şarkısı gibi "You wake up suddenly and you're in love". Birden oluverdi işte... Bende 13 yaş büyük, evlenip boşanmış ve iki tane çocuğu var. Baba olmak, iyi bir baba olmak için o kadar çaba gösteriyor ki... Üzerinde bunca sorumluluk varken (dünyanın borcu, gece-gündüz çalışma zorunluluğu, çocukların bakımı ve ihtiyaçları, ev işleri) beni hayatına aldı. Beni mutlu etmek için çaba gösteriyor, hergün daha fazla... Bir arkadaşım var, sevgilisi yaklaşık 150 km uzakta yaşıyor ve 6 ayda bir kere görüştüler çünkü adam işini bahane ederek gelemediğini söylüyor. 6 ayda benim sevgilim bile kalktı geldi yanıma, yaşadığım yeri görmeye... Hem de arası 2000 km olmasına rağmen.

Bu sırada geçen Kasım ayında neden adet kanamamın gelmediğini ve neden göğüslerimin bu kadar ağrıdığını anlamaya çalışırken, hiç olmayacağını sandığım halde, hamile kaldım. Bebek neredeyse alınamayacak eşiğe geldiğinde farkettim. Biraz mutluluk, biraz hüzün, biraz şaşkınlık, biraz pişmanlık. Her duygudan biraz tattım. Bebeğimin ulturasonunu gördüm. Ben fasülye gibi birşey göreceğimi sanırken, gerçek bir bebek gördüm. Ama onca istememe rağmen, yanlış zaman (daha sadece 4 aydır birlikteydik ve ben kariyerimin en mükemmel zamanındaydım) ve yanlış adam (benden uzak bir şehir ve ülkedeki, iki çocuklu bir adamdan bahsediyoruz) idi ve aldırmak zorunda kaldım. Bana en ufak bir yeşil ışık yaksaydı, bana deseydi ki elbette senin başına birşey gelirse bebeği ben himayeme alırım, o zaman doğururdum herhalde. Ama sevgilimin de dediği gibi çocuğa da yazık değil mi? Babasız bir hayat kolay olmayacaktı. Ben de herşeye tek başıma göğüs germeye alışık değildim. Şimdi pek pişmanlık hissetmiyorum. Doğru karar verdiğimi düşünüyorum çünkü.

Hamile olduğumu öğrendiğimin ertesi günü o da eski karısının kanser olduğunu öğrendi, hem de ilerlemiş bir aşamada... Çocuklar daha çok küçük. Anneye çok ihtiyaçları var. Benim sevgilim hem çocukları geçindirmek hem de borçlarını ödemek için gece gündüz çalışmak zorunda. Çocukların annesi en azından yarı zamanlı çocuklara bakıyor böylece benim sevgilim de çalışabiliyordu. Anladığım kadarıyla kadının fazla bir ömrü yok. O kadar zor ki durumu... Ne olacak, nasıl olacak, hiç bilmiyor.

Tüm gelişmeler böyle. Bu akşam sevgilimin yanına gideceğim. Akşam birlikte uyuyacağız. Ha bu arada bu yaştaki bir adamdan hiç böyle bir performans beklemezsin ama yatakta o kadar muhteşem ki aklıma geldikçe bile içim fena oluyor.

Ve hayat aşk ile daha güzel...

 

111
0
0
Yorum Yaz